Kampanya Spotu Başlığı
They start declaring you this and that. Either way, I technically inherit your building and your spaceship. Which means Planet Express is now… Awesome Express. You rotten kids!
TÜMÜNÜ GÖR

Allah’a İnanmak İnsanları Mutlu ve Sağlıklı Yapıyor

Allah’a İnanmak İnsanları Mutlu ve Sağlıklı Yapıyor

Araştırmalar, dinî, manevî bir yolu takip eden insanların daha uzun ve güçlü bir sağlığa sahip olma ihtimallerinin etmeyenlere oranla, belirgin ölçüde fazla olduğunu gösteriyor. Dua, meditasyon, ibadet ve diğer ‘zihin-beden’yaklaşımları tedavi etme süreçlerinde yararlı gözüküyor.

 

Kanada, Amerika ve sair Batı ülkelerinde yapılan 400 röportaj ve 1200’den fazla çalışma şunları gösterdi: İbadetine sık sık devam edenlerde, seyrek eden veya hiç etmeyenlere oranla gözle görünür oranda daha az hastalık karşılaşılıyor.

 

Kuzey Amerika’da ölümlere yol açan üç önemli hastalık -kalp rahatsızlığı, kanser ve hipertansiyon- dinî eğilimleri olan insanlarda düşük oranda görülüyor.

 

Özel veya bir cemaat içinde ibadet eden daha yaşlı yetişkinlerde ise az sayıda hastalık belirtisi, daha az sakatlık, daha az depresyona rastlanıyor. Bu hastalarda müzmin anksiyete (endişe hali) ve bunaklık oranının da aynı yaştaki sair insanlara göre daha az olduğu tesbit edilmiş bulunuyor.

 

International Journal of Psychiatry in Medicine’ın Şubat 2002’de yayınladığı yeni araştırmaya göre ise, inananların beraberce yaptığı ibadetlere sık sık devam etmeyenlerin kanser-dışı sindirim hastalıklarına yakalanma ihtimalleri iki kat daha fazla. Damar rahatsızlıklarından (kalp krizi ve felç dahil) ölme oranları yüzde 21, solunum hastalıklarından ölme oranları ise yüzde 66 daha fazla.

 

Bunların dışında, bu araştırma bir noktaya parmak basıyor: Dinin psikolojik faydaları giderek daha çok anlaşılıyor. Daha yüksek seviyelerdeki dinî inanç ve maneviyat strese karşı daha çok dayanıklılık, daha düşük seviyelerde anksiyete, daha iyi yetenekler, güçlü sahiplenme duygusu ve genellikle daha berrak, aydınlık bir hayat veriyor.

 

Hangi Din Sağlığa Daha Faydalı?

 

Burada şöyle bir soru akla geliyor: Daha iyi bir sağlığı garanti etmek için hangi din seçilmeli? Araştırma sonuçlarına göre, şu prensipler rahatlıkla söylenebilir: Cinsel sapkınlığı ve zararlı maddeleri kullanmayı yasaklamalı. Kendisine tâbi olan insanlara zorluklar karşısında teselli verebilmeli. İbadet ve dua içeriyor olmalı. Cemaat ruhuna sahip bulunmalı.

 

İnancın Sağlığa Faydaları

 

Bu konu hakkında ise iki temel giriş kitabı var: The Handbook of Religion and Health (Din ve Sağlık Elkitabı) dinî pratik ve sağlığın bağlantısını araştıran çalışmalar arasında seçilmiş 712 sayfalık bir eser. God, Belief and Health (Allah, İman ve Sağlık) ise hastalık ve ölüm noktasında inançlı grupların diğerlerine göre daha iyi durumda olduğunu söyleyen uzmanların belki de en önde geleni olan Dr. Jeff Levin tarafından yazılmış.

 

Dr. Levin, araştırmasında şunu vurguluyor: Kendilerini bazı davranışlarından kısıtlayan ve sağlıklı bir hayat tarzını destekleyen dinî grup üyeleri daha az kalp krizi, hipertansiyon ve kanser riski taşırlar. Daha iyi, uzun bir ömre sahip olurlar. Alkol ve sigarayı yasaklayan, kısıtlı diyet uygulatan, evlilik dışı cinsel hayata müsaade etmeyen dinler, bu konularda avantajlıdır. Yine, ibadet için bir yere devam etmeden ve ibadet olarak birtakım bedensel aktiviteler yapmadan bu yarar sağlanamaz.

 

Dr. Levin, ‘Kuzey Amerika katilleri’ olarak bilinen üç hastalığı -kalp, kanser ve hipertansiyon- inançlı insanlarda inanmayanlara oranla daha düşük oranda rastlandığını tekrarlıyor. Meselâ, Yahudi kadınların, eşlerinin sünnetli olmalarından dolayı, rahim kanserine daha az yakalandıklarını söylüyor. Keza, sünnet olmayan Hindular arasında, rahim kanserinin, böyle bir hastalığa yakalandıkları hemen hiç duyulmayan Hint Müslümanlarına oranla oldukça fazla görüldüğünü belirtiyor.

 

Benzer şekilde, sabırlı, aceleci ve saldırgan olmayan, alkol kullanmayan, ibadet yerlerine düzenli biçimde giden mü’minlerde hipertansiyona bağlı ölümler yüzde 40 daha az görülüyor.

 

Bütün bunlarla birlikte, biliyoruz ki, iman ve ibadetin asıl gayesi, bizi Yaratan Rabbimize olan bağlılığımızı göstermektir. Bu araştırmalar ise gösteriyor ki, Rabbimiz bunun mükâfatı bu dünyada gönlümüze coşku, kalbimize huzur vermekle kalmıyor; aynı zamanda sağlığımıza sağlık katıyor!

 

Dr. Ender Saraç, “Allah’ın 99 ismini yani Esmaü’l-Hüsna’yı zikretmek insana huzur verir. Merhametsizlere ‘Er Rahim’ ve ‘Er Rahman’, aşırı sinirlilere ‘El Halim’, yaşamında sevgi ve muhabbeti az olanlara ‘Ya Vedud’, nereye gideceğini bilemeyenlere ‘El Hadi’, sıkıntı içinde olanlara ‘El Vekil’ ismini zikretmeleri tavsiye edilmektedir. “Allah’ın isimlerini zikretmek, meditasyon ve diğer enerji teknikleri gibi pozitif enerji verebilecek etkili bir yöntem. Bu doğru olarak yapıldığında insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, zarar veren enerjileri de törpüler ve kişiyi rahatlatır Esmaü’l-Hüsna ile yapılan zikir, beynin bazı merkezlerinde birtakım enerjileri daha çok aktive eder Zikirden elde edilecek maddi ve manevi güç, diğer insanların acılarını hafifletmek, topluma daha yararlı olmak için kullanılmalı” diyor

 

Associated Press’in 24 Ağustos 2007 günü yayınladığı haber bu konuda oldukça dikkat çekicidir. Ajans, din ahlakının gençler üzerindeki olumlu etkisini, “Birçok çocuk için inanç mutluluğun anahtarıdır” başlığı ile dünyaya duyurmuştur.

 

Haberde verilen bilgiye göre, yapılan araştırma sonuçlarında dindar olan gençlerin dindar olmayan gençliğe nazaran daha mutlu oldukları ortaya çıkmıştır. Associated Press ve MTV’nin yaptığı geniş bir araştırma kendini dindar ya da çok dindar olarak tanımlayan 13–24 yaş arasındaki insanların dindar olmayanlardan çok daha mutlu olduğunu göstermiştir. Gençlerin %44’ü dinin ve maneviyatın kendileri için çok önemli olduğunu belirtmiş, %21’i bu konuyu önemli bulduğunu söylemiştir. Araştırmaya katılan farklı ırklar arasında ise Afrika kökenli Amerikalılar dinin kendileri için en önemli unsur olduğunu söylemişlerdir. Hayatlarında dinin çok önemli olduğunu belirtenlerin %80’i kendilerini “mutlu” olarak nitelendirmişlerdir.

 

Sosyologlar da mutluluk ile dini uygulamaları yerine getirme arasında doğrudan bir bağ olduğuna dikkat çekmektedirler. Kuzey Carolina Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Lisa Pearce “dinin mutluluğa büyük katkıda bulunduğunu” belirtmiştir.

 

Yapılan araştırmada gençlerin %68’i kendi dinlerini ve inançlarını uyguladıklarını açıklamıştır. Araştırmaya katılan kişilerin %75’i ise, mutluluklarının üzerinde Allah’ın etkisi olduğunu söylemişlerdir.

 

Mutluluk Hissini Veren Allah’tır

 

Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama iletir. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir. Çünkü duyduğu mutluluk hissi, iman sahibi bir insanın yaşadığı mutluluk ile aynı değildir. Kelime olarak aynı kelime ile isimlendirilse bile, bu durum ömründe hiç tatlı yememiş bir kişinin ekşi tadını ‘tatlı’ zannetmesine benzer. Bu kişi yediği yiyeceğin şekerli olduğunu iddia etse de, gerçek şeker tadını bilen bir insana göre yediği yiyecek ekşidir. Mutluluk kavramı da bu örnekteki gibidir. Allah’a iman edip, Allah’ın kalplerine indirdiği huzura kavuşmuş olan müminler, ‘gerçek’ mutluluğu yaşamaktadırlar ve diğer kişilerin mutluluk zannettikleri hislerin anlık ve geçici heyecanlar olduğunun bilincindedirler.

 

Müminlerin kalbinde, Allah’ın rızasını kazanma umudunun ve bu yolda çaba harcamanın verdiği bir sevinç ve huzur vardır. Yaşadıkları bu neşe ve sevinç, onları hem dünya hayatında mutlu ve huzurlu kılar hem de Allah’ın rızasını daha fazla kazanmalarını sağlayacak olan şevklerinin en önemli kaynağını oluşturur. Bu sevinç ve mutluluk, iman etmeyen insanların asla ulaşamayacakları ve taklit edemeyecekleri bir sevinçtir. Çünkü bu, Allah’ın yalnızca müminlere hissettirdiği ve Allah’ın rızasını, rahmetini ve sonsuz cennetini ummanın verdiği mutluluk ve huzurdur.

 

Asıl Mutluluk Yurdu: Cennet

 

Allah müminleri dünyada güzel ve mutlu bir yaşamla yaşatırken ahirette de cennetle müjdelemiş, yaptıkları tüm salih amelleri kabul edeceğini ve kavuşacakları güzelliğin ve mutluluğun ise pek yakın olduğunu bildirmiştir. Allah’ın sonsuz rahmetini ve sevgisini hissetmek ve sonsuz cennetle mükafatlandırılmayı ummak müminin kalbine büyük bir ferahlık ve huzur verir. Allah Kur’an’da müminlerin dünyada ve ahirette güzel bir yaşam süreceklerini şöyle müjdelemektedir:

 

“Şüphesiz “Bizim Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki) “Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin”.” (Fussilet, 41/30)

 

Bir insanın imansız ve ibadetsiz huzurlu olması mümkün değildir. Nasıl ki, vücudumuz için, A,B,C,D, gibi vitaminlere ihtiyacımız vardır. Bunları temin eden bir insan, maddi vücudunu sağlığa ve huzura kavuşturur. Aynen öylede Rabbimizin ruh ve kalp huzuru için bize sunmuş olduğu bir vitamin reçetesi vardır. Bunların başında imangeliyor. Allah’a imanı olup her yerde hazır ve nazır olduğunun keyfiyetini ruh ve kalbinde yaşayan bir insanın nazarında, dünya küçülür, ehemmiyetsizleşir. Bundan sonra namaz başta olmak üzere ibadetler vitamin vazifesini görür. Size bu hususta ışık tutacak bir yazıyı gönderiyoruz. Selam ve dua ile.

 

İnancın ve ibadetin sağlığımız üzerinde olumlu etki yaptığı, daha uzun ve sağlıklı yaşamamıza katkıda bulunduğu artık kanıtlanmış durumda.

 

Özellikle Batıda, tıp bilimi ‘sağlık ve maneviyat’ birleşimiyle gitgide daha fazla ilgileniyor. Amerika’da 125 tıp fakültesinin 80’inden fazlası ‘din ve tıp’a dair kurslar veriyor. Kanada’da ise Toronto Üniversitesi’nde Ekim ayında “Maneviyat ve Sağlık” konulu büyük bir konferans düzenleniyor.

 

Buraya kadar verdiğimiz bilgilerden ortaya çıkan şu ki, bunalımlar insanın doyumsuzluğundan, hadiselere karşı dayanma gücündeki zayıflığından, iman şuurundaki eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bunun yegâne çaresi, ferdi olarak tahkikî bir iman seviyesine, iman vasıtasıyla fikir ve duygu terbiyesine, dünya metaına karşı yüksek bir kanaat zenginliğine ulaşmaktır.

 

Kaynak:zaferdergisi

Etiketler: , ,

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.