Kampanya Spotu Başlığı
They start declaring you this and that. Either way, I technically inherit your building and your spaceship. Which means Planet Express is now… Awesome Express. You rotten kids!
TÜMÜNÜ GÖR

B17 Bombardımanı ve Kanser Palavrası

B17 Bombardımanı ve Kanser Palavrası

Kanser için milyarlarca dolar harcanmasına rağmen teknolojinin ve tıbbın tavan yaptığı bir çağda bu merete neden çare bulanamadığıyla ilgili gerçeklere bir kez daha değinmeyeceğim. Hatta ilaç sektörünün ve şirketleşmiş sağlık kurumlarının paragöz yaklaşımları sonucu insan hayatının hiçe dönüşmesine de girmeyeceğim.

 

Ancak kendileri şifa vermek bir yana dursun, insanların kendi kendilerini iyileştirmelerine yardımcı olacak her türlü şeyi birer birer ortadan kaldırarak ya da yasaklayarak nereye varacaklar onu merak ediyorum. Zira kanserin çaresinin bulunduğuna inanıp uygulamaya kalksalar, koca ilaç sektörüyle beraber ticari ve siyasi endüstri de bir gecede çöker.

 

Yüz kere de olsa bin kere de olsa, tekrar etmekten usanmayacağım bir gerçek var ki, o da kanserin “öcü” olmadığı. Daha önce yayınlanan pek çok yazıda kanserden kurtulmanın son derece basit yolları var, bunlardan bahsettik. Dedik ki “Kanser sadece asidik ortamda var olabilir; vücudunuzu alkali ortama taşıdığınızda, artık barınacak ortamı kalmadığı için kanser vücudu terk eder.” Bu her hangi bir sav değil, Dr. Otto Warburg’un ispatlayıp Nobel ödülü kazandığı bilimsel bir gerçek. Hatta “Alkali beslenin kanseri yenin!” yazımızda bunun ayrıntılarına değinmiştik. Yine Kanserin Düsmanı Karbonat adlı yazıda karbonatın kanseri kolayca iyileştirildiğine değinmiştik. Dileyenler bu yazılara göz atabilir.

 

Kanseri iyileştiren ancak insanların kısa sürelerde iyileşmesini engellemek amacıyla kurnazca yasaklanan hintkeneviri gibi faydalı şeyler de var. Evinizde ya da bahçenizde yetiştirmeniz bile suç. Hâlbuki bunları kullandığı için hayati tehlike yaşayan kimse yok. Evet, tek bir örnek yok. Oysa yanlış ilaç tedavisinden, yanlış teşhisten ölenlerin sayısı gün geçtikçe katlanıyor.

 

B17 vitamini ya da diğer adıyla Laetril de bunlardan bir tanesi.

Zihinsel nedenleri geçersek, kanserin başlıca oluşum nedeni yanlış beslenme veya eksik alınan besinler.

 

Rockefeler bağlantılı ilaç sektörü B17 vitamininin faydalarını hasıraltı etmeye çalışsa da, Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanımını yasaklatsa da, Sloan Kettering Enstitüsü’nde çalışan doktorlar bunu el altından basına sızdırmayı başarmış. Hatta sizinle Ulusal Kanser Enstitüsü’nün imza attığı trajikomik bir olayı paylaşayım. Kanserli 3 fare üzerinde deney yapılıyor. Birine az dozda, diğerine yeterli dozda, sonuncuya da aşırı dozda Laetril veriliyor. Az ve aşırı dozda verilenler çok yaşamıyor ama yeterli dozda verilenin ömrü uzuyor. Enstitü ise 3 deneyin ortalamasını alıp, ilacı “işe yaramaz” olarak nitelendiriyor. Yani istatistik kullanıyor. Evet, istatistikler yalan söylemez ama yalancılar istatistik kullanabiliyor.

 

Laetril kullanarak sağlığına kavuşan hastaların kurduğu bir organizasyon var. Adı da “Kanser Terapisinde Kendi Seçim Özgürlüğünü Kullananlar Derneği.” Bu da trajikomik bir gerçek.

 

Günümüz teknolojisinde bir tümörün vücuttan alınması başarı olarak kabul ediliyor. Hâlbuki tümöre neden olan hastalıkla mücadelede başarı sağlanmamışsa bunun hiç bir önemi yok. Kanser tedavisinde başarı tespiti tam bir muammaya dönmüş durumda. Hastanın yaşam kalitesinin iyileşmesi, ömrünün uzaması, ağrılarından eser kalmaması, zinde hissetmesi, günlük yaşantısına geri dönmesi gibi nedenler başarı kabul edilmez oldu. Tümörün boyunun küçülmesi de bir şey ifade etmiyor, çünkü hala tümörün içinde hayati tehlike barındıran şeyler olabileceğini savunuyorlar. Hatta Laetril %100 kanseri iyileştirse bile onların takıntısı hala tümör. Kimin umurunda? Tümör hastalığın kendisi değil ki, sadece semptomlarından biri.

 

1953’de Dr. Krebs, kanserin bakteri, virüs ya da toksinlerden değil, vücuttaki eksik gıda takviyesinden kaynaklandığını buldu. Bunu iyileştirecek ve doğada mevcut olan binlerce bitkisel tedavi üzerinde çalıştı ve sonuçta pek çok sebze ve meyve tohumu ya da çekirdeğinin faydalarını ispatladı. Bunlardan bazıları: acıbadem, kayısı, erik, yaban eriği, kiraz, nektarin ve şeftalinin yanı sıra buğday çimi, elma çekirdeği, ketentohumu, sorgum, mısır (darı) ve buna benzer modern insanın menüsünde pek yer almayan bir dolu besin… Doğal, anti-toksik, insan vücuduyla uyum içinde, su bazlı bu besinlere vitamin denmesi uygun görülmüş. Bahsi geçen vitaminlerin de B kompleksi içinde yer alan 17 ayrı vitaminden oluştuğu gözlenmiş ve adına B17 adı verilmiş.

 

Hepimizin kedisi köpeği olmuştur. Onları ihtiyaçları için dışarı çıkarmanın gerçek amacı aslında arkalarından kakalarını toplamak değil, doğada kendilerini iyileştirecek otları bulup yemelerini sağlamaktır. Bu yüzden koşa koşa çimlere üzerine doğru koşarlar. Ve seçerek yedikleri çimlerin içinde yüksek miktarda B17 vardır.

 

Daha önce hayatlarında görmedikleri halde, maymunlara bir meyve verdiğinizde yaptıkları ilk iş, içgüdüsel olarak, çekirdeklerine dek meyveyi itinayla yemesidir. Hayvanların hepsi içgüdüsel olarak besinlerdeki B17 içeren maddeyi yemeyi ihmal etmez, hatta başka bir canlıyı yediklerinde dahi özellikle bu besinlerin depolandığı yeri yemeyi tercih ederler.

 

 

Kaynak:kuraldışıdergi.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.