Kampanya Spotu Başlığı
They start declaring you this and that. Either way, I technically inherit your building and your spaceship. Which means Planet Express is now… Awesome Express. You rotten kids!
TÜMÜNÜ GÖR

Bütün Yağlar Zararlı mı?

Bütün Yağlar Zararlı mı?

Yağlar, yıllardır ‘tehlikeli madde’ olarak tanıtıldığı için onları hep öyle
gördük! Peki, bütün yağlar zararlı mı?
Doğal olan bütün yağlar, sağlıklıdır… Zararlı değildir! Vücudumuzda biriken
yağların sağlıklı olarak yıkılması da, ancak sağlıklı yağlar yiyerek mümkün olmaktadır.
İnsana zararlı olan, doğallıkları bozulmuş yağlardır.
Son yıllarda, hücrelerin bilimsel olarak ayrıntılı biçimde incelenebilmesi sonucu;
hastalıkların nedeni, tanısı ve tedavilerin gidişatı hücresel düzeyde ele alınabilmektedir.
Geliştirilen yeni teknolojik imkânlarla, ‘nano teknoloji’ ‘moleküler
tıp’ ve ‘hücresel tıp’ araştırmaları sonucu, bütün yağlar da hücresel düzeyde incelenmiş
olup, önemli ve çarpıcı bilgiler elde edilmiştir.

Doğa sağlıklı yağlarla doludur
Sağlıklı yağlar, tereyağı, hayvansal katı yağlar, balık yağı yani
Omega-3;- 5 8 – ,- 5 9 – ,- 6 0 bozulmamış (ısıl işlem görmemiş) olan mısırözü ve
ayçiçeği yağları yani Omega-6; zeytin ve fındık yağları yani Omega-9 yağlarıdır.
Yaşayan bir organizmada tüm hücreleri çevreleyen hücre zarları vardır. Hücre zarları,
hücrelerin nefes alması, beslenmesi, korunması ve normal çalışmasını sağlar.
Bütün hücre zarlarını, temel yapı taşları olan Omega-3, Omega-6 yağları ve kolesterol
oluşturur. Bu tür yağlar doğal olarak her gün düzenli bir şekilde tüketilirse,
hücrelerin nefes almaları, beslenme ve çalışmaları normalleşecek, sonuç olarak
insülin ve leptin direnci kırılacaktır. Sağlıklı olan bu yağların insülin ve leptin
direncini kırarak, şişmanlık ve obeziteyi ve dolayısı ile bütün dejeneratif hastalıkları
önlediği çeşitli bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bütün doğal yağları suçluluk
hissetmeden huzurla tüketmek için, çeşitli yağ cinslerini ayrıntılı olarak
gözden geçirmemiz gerekir. Bildiğimiz gibi yemeklerimizde kullandığımız
yağlar, hayvansal katı yağlar (doymuş) ve bitkisel sıvı yağlar (doymamış) olarak
iki gruba ayrılmaktadır:
Doymuş yağlar
Hayvansal kaynaklı olan katı yağlar ve tereyağıdır (bütrik asit). Bu yağlar,
doğallıkları bozulmadan tüketildikleri takdirde zararlı değil, bilakis sağlıklı bir
vücut için olmazsa olmaz ana besin maddeleridir. Bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiren
temel yapı taşlarıdır.
Doymamış olan yağlar
Bitkisel kaynaklı olan sıvı yağlardır. Bitkisel kaynaklı sıvı yağlar da üç alt
gruba ayrılırlar:
1. Tekli doymamış yağ grubunda, Omega-9 grubundaki gibi (zeytinyağı
ve fındık yağı) faydalı sıvı yağlar bulunur.
2. Çoklu doymamış yağ grubunda, Omega-3 (balık yağı) ve Omega-6
(doğal mısırözü, ayçiçeği yağları) gibi bitkisel sıvı yağlar vardır.
3. Çoklu doymamış trans yağlar da, doğallıkları bozulmuş bitkisel
kaynaklı sıvı yağlardır. Trans yağlar, fabrikasyon işlem ve yanlış kullanma
sonucu doğallıklarını kaybetmişlerdir. (Bozulmuş olan mısırözü, ayçiçeği
yağları).
Omega-6 grubundaki yağlara soya, kanola ve pamuk yağları gibi bitkisel
yağlar dâhil mi? Piyasada satılan bu yağlardan biraz bahsedebilir miyiz?
İşlemden geçmiş olan bütün bitkisel yağlar doğallığını kaybetmiş, sağlığa zararlı
Omega-6 içermektedir. Bütün margarinler ve her türlü hazır yiyecekler de
işlenmiş olduklarından dolayı bozulmuş, yani trans yağa dönüşmüş Omega-6
içerirler. Omega-6 ve Omega-3 tamamen iki ayrı gruba aittir. Fakat her ikisi de
aynı ve tek bir enzimi kullanarak işlev görmektedirler. Bu bağlamda Omega-6
son derece saldırgandır. Gerekli enzimi kullanarak Omega-3’ün hücre zarına yerleşmesine
fırsat vermemekte ve engellemektedir. Dejeneratif hastalıklarda, hücre
zarlarındaki Omega-6 miktarının, Omega-3’e oranla fazla olmasının nedeni de
budur. Sağlıklı olduğu için kullanılması önerilen bitkisel kanola yağında %l0
Omega-3 ve %22 oranında Omega-6 bulunmaktadır. Kanola yağı, Kanada’da
yetişen ‘grapeseed’ denilen tohumdan elde edilmektedir. Hazır yiyeceklerin
hazırlanması sırasında ya da kızartmalarda kullanıldığında, trans yağlara
dönüşmektedir ve sağlıklı değildir.-61-
Soya ve pamuk yağları da Omega-6 içeren yağlardır. Bütün işlem görmüş
ve rafine edimiş bitkisel yağlar gibi doğallıkları tamamen bozulmuş ve trans
yağlarla yüklenmişlerdir.
Trans-yağların sağlığımıza son derece zararlı olduklarını bir kez daha şu
şekilde vurgulayabiliriz:
• Normal hormon yapımını (özellikle seks hormonları, stres hormonları
yapımını) önlerler
• Bağışıklık sistemini zayıflatırlar
• İnsülin direncini artırırlar
• Yeni doku yapımını engellerler
• Kilo almayı hızlandırırlar. Öyle ki, günlük kalori alımları eşit olan iki
kişiden trans yağ daha fazla tüketen kişinin, kilo olarak ağırlığı daha fazla
gelmektedir.-62-
Son bilimsel buluşların ışığı altında bütün yağları suçlamak yerine, doğal olmayan
zararlı yağlar (trans yağlar) ve doğal olan faydalı yağlar olarak iki gruba
ayırmalıyız.
Doğal olmayan zararlı yağları, yani trans yağları açıklar mısınız?
Sağlığımıza en çok zarar veren, ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıkların risklerini
başlatan yağlar, trans yağlardır.-63-,-64-
Son yıllarda yapılan birçok bilimsel araştırma, şişmanlatarak insülin ve leptin
direncini başlatan ve geliştiren, ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıklara neden
olan yağların, çeşitli işlemler sırasında bozulmuş ve doğallıklarını tamamen kaybetmiş
olan bitkisel trans yağlar olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’nda, 1999 yılında yayınlanan
kapsamlı bir çalışma sonucunda trans yağların, hayvansal katı yağlardan
daha zararlı olduğu bildirilmiştir. Bunu izleyen 2000 yılında da Amerikan Kalp
Derneği, trans yağların, hayvansal yağlardan yani en çok korktuğumuz ve
korkudan ağzımıza almamaya çalıştığımız özellikle tereyağı gibi katı hayvansal
yağlardan daha zararlı olduğunu bildirerek, hazır yiyeceklerde bulunan bu
yağların sağlığımız için tehlikelerine dikkatleri çekmiştir. Bu nedenlerle, 2006
yılında New York ve Paris Belediye Meclisi hazır yiyecek paketlerinin ambalajlarında
trans yağ miktarlarının belirtilmesini zorunlu kılmıştır.
Trans yağlar neden ve nasıl oluşuyor, ne şekilde tüketiliyor?
Trans yağlar, bitkisel sıvı yağlardan oluşurlar. Ülkemizde en çok kullanılan
mısırözü ve ayçiçeği yağları, çoklu doymamış olan Omega-6 yağını içerirler.
Omega-6 yağları, aşırı kırılgan ve hassastırlar. Çok çabuk bozularak doğallıklarını
kaybederler. Omega-6 içeren bitkisel sıvı yağlar da çok çabuk bozuldukları
için raf ömürleri çok kısadır. Fabrikalarda farklı işlemlerle doymuş ya da yarı
doymuş hale getirilip, margarin ya da riviera tipi rafine edilmiş sıvı yağlara
dönüştürüldükleri sırada, doğal durumları olan çoklu doymamış özellikleri ile
birlikte içerdikleri doğal vitamin ve sağlıklı mineralleri tamamen kaybederler.
Artık virjin, yani el değmemiş değillerdir. Doğal vitamin ve minerallerinden,
sağlıklı olan fakat çabuk bozulan çoklu doymamış Omega-6 yağlarından yoksun
bırakılmışlardır.-65-,-66-
Peki bu doğal olmayan sıvı yağların özellikleri nedir?
Doğal olmayan, dayanıklı kılınmış sıvı yağlar kısa süre içinde bozulmazlar.
Acı tat almadan, uzun süre evlerde veya market raflarında saklanabilirler. Bu
nedenle fazla miktarlarda üretilip, toptan olarak satın alınıp, sorun çıkarmadan
saklanmaları mümkündür. Bu tip sıvı bitkisel yağlarla hazırlanan hazır yiyeceklere,
ayrıca damak tadı ve kullanımını artırmak amacı ile gizli meyve şekeri
(fruktoz), kimyasal güzel kokular, çeşitli yiyecek boyaları ve doğal olmayan
katkı maddeleri de eklenmektedir.
Trans yağların kimyasal formülü, plastiğin kimyasal formülüne çok yakındır.
Mısırözü ya da ayçiçeği yağları açıkta uzun süre bırakıldıkları zaman, bu
yağların bozulmadığına, fakat yağ şişelerinin dibinde kalın plastik bir tabaka
oluştuğuna hepimiz şahit olmuşuzdur. Bol miktarda trans yağ içeren margarinler
de, uzun süre açıkta kaldıkları zaman kolay kolay bozulmazlar ve hiçbir şekilde
üzerlerine sinek konmaz ve börtü böcek gelmez. Modern hayatımızda, fabrikalarda
üretilen ve aşırı miktarda (bilerek ya da bilmeyerek) tükettiğimiz trans
yağları kullanmaya, hiçbir canlı organizma programlanmamıştır. Bu nedenle
sağlığımıza asıl zarar veren, kilo aldırıp her türlü hastalığı başlatan yağlar, fabrikalarda
birçok işlem sonucu üretilen, doğal olmayan ve plastiğe benzeyen trans
yağlar ve bu yağların aşırı miktarda tüketilmeleridir. Bu sebeple son 100 yıl
içinde kronik ve dejeneratif hastalıklar artmıştır ve de artmaya devam etmektedir.
ABD’nin en ünlü kalp uzmanı Dr. Dudley White, “1921 yılında kardiyolog
olarak çalışmaya başladım ve 1928 yılına kadar bir tek miyokard infarktüs
vakası görmedim” demiştir. Miyokard infarktüsü görülmeyen o yıllarda bütün
halk, yağ olarak doğal tereyağı, hayvansal iç yağları ve zeytinyağı ile besleniyordu.
Bitkisel sıvı yağlar henüz keşfedilmemiş, mutfak ve küçük bakkal raflarında
ucuz ve sağlıklı oldukları gerekçesi ile tereyağı ve zeytinyağının yerlerini
almamışlardı. Geçen asrın başı olan l900’lü yıllarda kanser vakalarının da
hiç görülmediği bilimsel yayınlarda bildirilmektedir.
Özetle trans yağların oluşum şekillerini şöyle sıralayabiliriz:
• Mısırözü ve ayçiçeği yağı gibi bitkisel sıvı yağların fabrikalarda tam ya
da yarı katılaştırılmaları, yani margarin haline dönüştürülmeleri sırasında
sağlıklı olmayan trans yağlar oluşmaktadır.
• Bitkisel yağların rafine edilmeleri sırasında da trans yağlar oluşmaktadır.
• Bitkisel yağların açıkta bırakılmaları, ışık, hava ve oksijen ile uzun süre
temas etmeleri sonucu acımaları ile de trans yağlar oluşur.
• Yemeklerin yüksek ısıda pişirilmeleri ve kızartmalar sırasında, yağların
ve yemeklerin yanması sonucu aşırı miktarda trans yağlar oluşmaktadır.
• Bütün yiyecek ve içeceklerin işlenmeleri sırasında da trans yağlar
oluşur.
Yaygın şekilde tükettiğimiz trans yağlar vücudumuza nasıl zarar verir?
Trans yağlar vücudumuza iki şekilde zarar verir:
1. Öncelikle bir organizmaya girdikleri zaman, her türlü hücresel ve
kimyasal (histobiyokimyasal) bozuklukları başlatan serbest oksijen
radikallerinin artmasına neden olurlar.
2. Hücre zarlarında sağlıklı ve gerekli olan, Omega-3 ve Omega-6
yağlarının yerini işgal ederler. Bu nedenle de doğal olarak aldığımız
Omega-3 ve Omega-6 yağlarının hücre zarlarına girmelerini engellerler.
Hücre zarları ve hücrelerin normal işlevleri bu şekilde engellenmiş olur.

Kaynak:”Karatay Diyeti “Kitabından alınmıştır

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.