Kampanya Spotu Başlığı
They start declaring you this and that. Either way, I technically inherit your building and your spaceship. Which means Planet Express is now… Awesome Express. You rotten kids!
TÜMÜNÜ GÖR

Hacamatı Günümüze Nasıl Uyarlayacağız?

Hacamatı Günümüze Nasıl Uyarlayacağız?

Hacamatı da aynı şekilde kan bağışıyla bir tutmaktadırlar. Bakalım hacamat kan bağışlamak gibi midir?

Öncelikle bu konuda bir hadis-i şerif zikredelim:
   Enes (Radıyallahu Anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), başının arkasındaki iki yan damarından ve iki kürek kemiği arasından kan aldırmıştı. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırdı.” (Ebû Dâvûd, Tıp: 3; İbn Mâce: Tıp: 20)

   Bu konuda mesela Mustafa Karataş şöyle diyor: “Ancak diğer bir çok hususta olduğu gibi hacamat konusunda da Hz. Peygamberin sünneti, onun döneminde yapıldığı sekliyle hacamat yaptırmak mı, yoksa hacamat yaptırmayı kan vermek kabul ederek, bugün modern tıbbın öngördüğü şekilde kan aldırmak ve kan bağışında bulunmak mıdır?”

    Hacamatı kan vermeye ve dolayısıyla kan bağışlamaya çevirip, günümüze uyarlama gayretinde olan ilahiyatçı bir husus maalesef unutuyor. Kan bağışı, bağışlanan kanın bir başkasında kullanılması için yapılır. Yani bağışladığınız kan sizin damarlarınızdan çekilir, ihtiyaç sahibine nakledilmek üzere saklanır.

  Hacamat ise tam tersine derinin altındaki akıcılığı olmayan pıhtılaşmış kirli kanı ve dokular arasındaki sıvıda biriken atıkları dışarı atmak suretiyle kanın rahatça dolaşmasını sağlamaktır. Hacamat çoğunlukla da bir hastalığa çare olarak yapılmaktadır.

   Damardan kan aldırmak kanın tazelenmesine fayda sağlar, hacamatın ise faydaları hayli çoktur:
   Baştan hacamat olmak; delilik, cüz zam, gece körlüğü, alaca, baş ağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır.
– Kırmızı kan hücrelerini (alyuvarları) büyüten kanı katılaştıran, dolaşımı bozan fazla asitleri 
hacamatla vücuttan dışarı atabiliriz.
– Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
– Kan üretiminden sorumlu organları (kemik iliği, karaciğer, dalak) uyarır.
– Kan ve dokulardaki gaz ve toksinleri atar.
– Ödemleri çözer.
– Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
– Kan üretimi ile görevli organları uyarır.
– Beyin fonksiyonlarını canlandırır.
– Ağrıları giderir. Hastalıkları Önler
– Tansiyonun dengelemesine yardımcı olur.

   Din adına konuşan bir insan kalkıp nasıl olur da hacamat ile kan bağını kıyaslar ve birini diğerine alternatif olarak sunar?

   Halbuki şöyle demeleri gerekir: Hacamat sünnettir ve bir çok faydası vardır. Kan bağışının da insan bünyesine faydası olmakla birlikte ihtiyacı olan insanlara ulaşması açısından bu bağış önemlidir. Ancak şu bir gerçek ki, damardan kan aldırmak, hacamattan alınan verim ve faydayı sağlayamamaktadır… Böyle demeleri gerekirken sünneti tahkir eden, pis, çağ dışı bir uygulamaymış gibi gösteren izahatlar yapıyorlar.

   Birini diğerine alternatif olarak sunulması çok yanlıştır. Hacamat çok yönlü bir işlem olup, hastanın hastalığına göre bir tedavi yöntemi iken kan bağışı standarttır ve bir hastalığı tedavi yöntemi değildir.

SÜNNETİ ÇAĞA UYDURMADA YANLIŞ YOL!
   İşte bu misaller yanlış izlenen bir yolun neticesidir. Halbuki sünneti doğru anlayabilmiş olsalardı bu yanlışa düşmeyeceklerdi.

   Öncelikle şunu belirtelim ki, sünneti çağa uydurmak yoktur, çağın imkânlarından faydalanmak vardır…

   Mesela Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hazreti Bilal’e (Radıyallahu anh) yukarı çıkıp ezan okumasını emretmiştir. Şimdi burada yukarı çıkması bir sünnetin uygulanmasıdır. Bu bir çatı da olabilir, minare de olabilir. Böylelikle sünnet yerine gelmiş olur. 
   Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hurma çekirdekleri ve çakıl taşları ile zikir yapanları (Allahın adını ananları) görmüş ve men etmemiştir. O halde bunun aslı isbatlanmış olur. Artık ipe dizilip dizilmemesinde bir fark yoktur.

Bunun örnekleri çoğaltılabilir.

   İlahiyat çevresinde maalesef misvak ve hacamat misalinde olduğu gibi yanlış yorumlamalar mevcuttur. Bir de bunu hadis dalındaki Prof.lar yapmaktadır. Sonra talebelerine bile cevap verememekte, susup kalmaktadırlar…

   Çünkü sünneti doğru değerlendirmek için inkar değil, teslimiyet şarttır.

 www.ihvanlar.net

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.